Yemek Tariflerinin Tarihçesi

Varoluşumuzun devamı için elbette yemek ve su hayati öneme sahip. Yemek yemek bir ihtiyaç olduğu kadar bir zevk meselesi de. Hepimiz kendimize göre güzel yemekler yemek isteriz. Tabi ki her şey de olduğu gibi yemek de görecelidir. Yemek kime göre güzel, neye göre güzel? İçerisinde tatlı mı olsun tuzlu mu, acı mı olsun ekşi mi ? Yada ikisi olsun biri olmasın. Bu arada bir de ölçü işi var. Biri kaşıkla biri bardakla biri gramla biri tutamla. İşler biraz karıştı galiba değil mi. Deyim yerindeyse işte yemek de yemek yapmakta tümüyle böyle bir karışıklık ve kaos. Bunun sonucunda bazen ortaya mükemmel sonuçlar, bazen iyi bazen de hüsranlar çıkacaktır elbet. Tabi hüsranın da mükemmelliğinde derecesi var. Hüsran büyükse çözüm de hüsran kadar büyük ve güzel; aslında da biz bu güzelliği o tertemiz kalbimizden alıyoruz ve böylelikle bu hüsranı ziyafete çevirebiliyoruz. Bilirsiniz biz de israfa yer yoktur. Biz yiyemesek de yiyebilecek sevimli hayvan dostlarımız var. Hem onlar, bizim hüsranlar için bize minnet bile duyacaklardır. Ayrıca bazı hüsranlarda vardır ki bunlar hafiftir ve ‘’ elinden zehir olsa içerim’’, ‘’ senin için her şeyi yerim’’ diyen sevdiklerimiz tarafından yenebilir. İyi olan sonuçlar bize yetebilir biz böyle iyiyiz diyenler olabilir ama bir de mükemmellik vardır ki bu zor olandır ve herkes için bir zirvedir. Aslında hepimiz içten içe bu zirveyi isteriz. İşte bu zirve için gerekli olanlar bilgi, araştırma, azim, istek ve tecrübedir. Tabi tüm kalbimizi ortaya koymak gerekir ki asıl sır budur.
Sizce ilk yemek ne zaman yapılmıştır? Araştırmacılar, tam anlamıyla bir yemek olmasa da ilk yemeğin ateşin bulunmasıyla yapılmaya çalışıldığını ve bunun günümüzden yaklaşık 900 bin yıl önce olabileceğini belirtiyor. Olağanüstü değil mi? 900 bin yıl. O zamanlar tabi şimdiki hünkar beğendi yoktu onların beğendisi neydi bilemeyiz ama basit şeyler olduğu kesin. Pişirmeye çalıştıkları ateş üzerinde artık ne kadar kalırsa, ilk pişirme teknikleri diyebiliriz. Bazı arkeologların yaptığı araştırmalarda, kalıntılarda buldukları dişlerde ki parçalarla sonuca gitmeye çalıştıklarını anlıyoruz. Dişlerde rastladıkları çiğ et parçaları ve pişmemiş nişasta tanecikleri. Yani yemek tarihi biraz karanlık ve ilkleri bulmak biraz zor. Yakın tarihimizde bile ilkler konusunda kimse anlaşamamışken tarih öncesi çağlar baya bir zor ve uzak. Neredeyse yakın tarihimizden örnekle bahsetmek gerekirse ilk restoran ne zaman açılmıştır sorusu. Tarih yakın olsa da cevabı da bir o kadar uzak. Yine araştırmacıların dediği, günümüz koşullarına yakın menüler ve garsonların olduğu sisteme sahip restoranların 13. Yy ‘ da Çin’de olduğu. Neyse bu kadar eski tarihe değinmek yeter.
Şimdi gelelim yemek tarifleri konusuna. Her devirde ve her alanda bilginin çok değerli olduğu tartışılmaz bir konudur. Tabi ki kısaca yemek dediğimiz ancak muhteşem bir dünya olan yemek; bilgi ve tecrübe hazinesinden oluşmaktadır. Bilgi kimdeyse güç ondadır bu da tartışılmaz. Eskiden bilgi ulaşılması zor olan bir hazine olduğundan sadece tecrübelerle bir şeyler yapılır tecrübeler nesilden nesile aktarılırdı. Eğer şanslı olunursa bilgiye ulaşılırdı. Gerçek yemek bilgisi olan kişiler ise bilgileri sayesinde üstün olan insanlardı. Ne kadar üstün olsalar da başlarına bir şey geldiğinde, bilgilerini aktardıkları biri yoksa bilgileriyle beraber ebediyete göç ediyorlardı. Demek ki bu duruma rahatsız olan ya da tattığı lezzetlerin ortadan kaybolmasını istemeyen birileri bu bilgilerin kaleme alınmasını istemiş ve ilk yemek tarifleri kitapları ortaya çıkmış. Rivayet olan M.S 200 ama kaydı olan ilk yemek kitabı 1485’ te İtalyan bir yazar tarafından yazılmış. Bizim ilk yemek kitabımız ise 1844’ te içerisinde 284 yemek tarifi bulunan, yazarı aşçı olmayan Tıp Mektebi Hocalarından Mehmet Kamil Bey’ in eseri ‘’Aşçıların Sığınağı’’ eseridir. Bu eser hem İngilizceye hem de Arapçaya çevrilmiştir. Tabi sonrasında kitaplar çoğalmış teknolojinin de gelişmesiyle bilgiye ulaşmak kolaylaşmıştır. Şimdi televizyonda yemek programlarında, tek tıkla internette, istediğiniz tarife ulaşabiliyoruz. Ama bu seferde tarif ne kadar iyi sorusu.
Hep konu konuyu açar ya bu asıl konumuz olmasına rağmen sona kaldı. Yemekten, yemek tarihinden, yemek tariflerinden bahsettik sıra geldi asıl konumuz ‘’Neden yemek siteleri var?’’ Değişen yaşam koşulları, çevre koşulları, teknolojinin gelişmesi, insanların vakitlerinin kısıtlı olması, herkesin pratik çözümler beklemesi, yeni tarifler ve yeni lezzetler arayışı diye sıralayıp gidebiliriz. Aslında siz değerli ziyeretçilerimize gerçek bilginin ulaştırılmasını sağlamak diye de cevaplayabilirim. Ortada bilgi bu kadar rahat dolaşabilirken tabi ki bilgi kirliliği diye de bir şey ortaya çıkıyor. Hangi tarif gerçek, hangi tarif verilen ölçülerle yapıldığında lezzetli bilmek elbette zor. İşte tüm bu soruların geçek cevabı sitemizde gizli. ‘’www.zeynebintarifleri.com’’. Sitemizi; size gerçek denenmiş tarifleri birebir ölçüleriyle verebilmek, siz ve sevdiklerinize muhteşem lezzetler tattırabilmek ayrıca hayatınıza ufakta olsa renk katabilmek için oluşturduk.
Gökkuşağı zariftir, görenleri güzelliğiyle, renkleriyle büyüler. Tabi bu eşsiz güzelliğin oluşabilmesi için yağmurun yağması bizim görebilmemiz içinde güneşin belirli bir yüksekliğe gelmesi gerekir. Yemek de aynı gökkuşağı gibidir. Gerekli şartlarlı sağlarsanız tek yapmanız gereken gözlerin onu görebilmesini sağlamaktır.
Mutlu, sağlıklı sofralar dileğiyle. ‘’www.zeynebintarifleri.com’’ sitesi olarak bizimle olmanızdan mutluluklar duyarız.